Pazartesi, 09 Ekim 2006 07:49 LAST_UPDATED2
1988 yılının ilkbaharında, Mart’ın 23’nde, Tokat’ta dünyaya gelmişim ben… 2 çocuklu bir ailenin büyük çocuğuyum…
Tokat Yeşilbağ İlköğretim Okulu ile başlayan öğrenim hayatım, üniversiteye kadar Tokat’ta devam etti. Kişisel olarak sosyal çalışmalara olan ilgim okul yıllarımda kendini gösterdi ve 6. sınıftan itibaren kendime, uğraşacak birçok sosyal faaliyet buldum. İlköğretim yıllarında düzenlediğimiz Bilim Şenliği Fuarı bu sosyal etkinlikler içerisinde kendini gösterdi.
Ardından lise hayatımda sancılı başladı. Okula kapının önünden geçerken yazıldım desem yalan olmaz. Ailemin okul konusundaki büyük beklentilerini boşa çıkarmam onları üzdü biraz. Ama yine de Tokat’ın ender liselerinden Atatürk Lisesi’nin Yabancı Dil Ağırlıklı bölümüne yerleştim.
Lise hayatım, sosyal faaliyetler anlamında doruğa çıktı. Düzenlediğimiz gezilerin, etkinliklerin ardı gelmedi. Tabi sosyal hayatın bu kadar yoğun olması, derslere olan ilgimi de doğal olarak düşürdü.
Lise son sınıfta Okul Öğrenci Meclisi başkanı adayı olmam ve ciddi bir çekişmeden sonra, başkan seçilmem çalışmalarımı hızlandırdı. Seçimler öncesinde vaat ettiğim şeyleri yapmaya gelmişti sıra… Ünlü bir yazar ve NLP uzmanı olan Oğuz SAYGIN’ı getirtmekle başladık işe… Sponsorluk görüşmeleri, izinler vs… Sonunda VCD’den izlediğimiz o adam karşımızdaydı…
Ardından bir gezi düzenledik ki herhalde bu okul tarihinde gelmiş geçmiş en güzel gezidir. 4 gün boyunca yapılamaz denileni yaptık ve çok küçük rakamlarla tam 7 ili gezdik. Adına GAP Gezisi dediğimiz bu geziye katılanlar hayatları boyunca unutamayacağı 4 gün yaşadılar belki de…
Lise yıllarım böyle geçerken, hayatımda büyük bir yer kaplayan “bilgisayar” ile tanışmam ilkokul 5. sınıf yıllarında oldu. Öyle bir merak ve ilgi vardı ki bilgisayara karşı daha bilgisayarım olmadan CD’ler biriktirmeye başlamıştım. Hatta o yıl bir de bilgisayar kursuna gidip 100 tam puanla almıştım sertifikamı… İlk yıllarda biraz vardı oyun merakı ama bendeki bilgisayar sevgisi bu değildi sadece… İnsan yapamadığı şeylere hep hayranlık duyar ya, belki de ondandır hep bunu düşündüm. Ve bilgisayarı keşfetmeye koyuldum. Uğraşa uğraşa, deneye deneye birçok şey öğrendim. Bazen bozduğum zamanlar da oldu ama hallettim bir şekilde.
Hep sorarlar bana bunları kursta mı öğrendin, nerden biliyorsun falan diye… İşte hep gecelerce deneme yanılmayla öğrendiğim programlar bugün benim birçok alanda hayatımı kolaylaştırıyor.
Ve üniversite gelip çalmıştı kapımı… Lisede son yıl, sosyal faaliyetlerin ağırlığından nerdeyse hiç derse giremedim. Benimle, ÖSS’de barajı geçemeyeceğim üzerine iddiaya giren hocalarım vardı. Maalesef kara çıkardım onların yüzünü ve nerdeyse sıfır çalışmayla kazandım üniversiteyi… Belki istediğim bir bölüm değildi ama yine de pişman değildim. Çünkü hangi bölüm olursa olsun üniversiteye, başka bir ile gitmem kişisel gelişimim açısından önemliydi. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi – Ziraat Mühendisliği bölümündeydim. 2 yıl okudum ile okumadım arasında bir halde; devam ettim okula.
Tabi sosyal faaliyetlerim hat safhaya çıkmış artık şehirlerarası yolculuklar başlamıştı. Tokat’tayken de gittiğim ama çok fazla aktif olamadığım Gençlik Merkezim sayesinde yeni bir hayat başlıyordu.
Daha öncesinde başka kuruluşlarla bir şekilde adım attığım Gençlik Çalışmaları, GSGP ile birlikte yoğunlaşmaya başladı. Gençlik Çalışanı Eğitimi, Kamp Liderliği Eğitimi, AGH derken artık eğitim eğitim dolaşmaya başlamıştık.
Eğitimler devam ederken öte yandan hep hayalini kurduğum bir diğer şey de yurtdışına çıkmaktı. Bu ilk defa Almanya’nın Heppenheim kentinde düzenlenen Kültürlerarası Öğrenme Semineri ile gerçekleşti. İlk gideceğimi duyduğumda çok heyecanlanmış, sabaha kadar uyuyamamıştım.
Ardından çalışmaların yoğunlaşması, daha çok zaman harcamam ve en önemlisi de kişisel gelişimimi hissediyor olmam çalışmalara daha çok katılmamı sağladı. Ve hayatım boyunca unutamayacağım Güney Kore değişimine katıldım. Başka bir ülke görmek, bu ülkenin uzakdoğuda olması ve en önemlisi de kısa zamanda çok gelişen bir ülke görmek… Bu ülke benim ufkumu açtı ve gerçekten hayata bakışımı değiştirdi diyebilirim.
Artık uluslar arası çalışmalarda daha fazla yer almaya başlamıştım. Güney Kore’den sonra yeni başlayan İsveç projesinin ilk etkinliği için Stockholm’deydim. Kendimi daha güvende ve rahat hareket edebilir hissediyorum.
Sosyal çalışmalarımın bu kadar zaman almaya başlaması beni doğal olarak okuldan uzaklaştırmıştı. Okulun uzayacağından ve artık orda kendimi yeterince geliştireceğime inanmadığımdan okulu bırakma kararı aldım. Üniversite hayatım devam etmeliydi ama bu işlerimi engellememeliydi.
Ve şimdi GSGP ofiste çalışıyorum…


